| Kıdemli Üye | DUYGU Bahçesi....Git Rüzgar,Al Getir Onu ...
bazen içine attıkları kemiriyor insanı. ya hayatına hiç almayacaksın ya da sildin mi zerre kadar iz bırakmayacaksın. yoksa gecenin bir yarısı öyle bir sızlatır ki içini dünya başına döner. yine hüzün uğradı geceye. sabah gittikçe uzaklaşıyor benden. o da sevmiyor beni herkes gibi. yalnızlık ağızda çoğalan tatsız lokma, ne yutabiliyorum ne de atabiliyorum. adı hasret, sızısı sonsuz, yatağım onsuz... titrek bir iç çekişi hakim bedenime, onsuz olmayacak biliyorum. duvarlar üzerime geliyor, daralıyor ruhum. Ecel gelse eğeceğim boynumu önüne bir koyun gibi. gözlerimi kapatmak geçiyor içimden sonsuz bir uykuya, uyumak , uyumak... ve bir daha uyanmamak... ne güzel bir vuslat demi ölüm denen meçhul son. ama biliyorum ki her iki dünyada da olmayacak yanımda. hey gidi hırçın rüzgar neden bu kadar acımasızca vuruyorsun pencereme. sen de mi intikam alıyorsun benden aklınca. oysa benim gözlerim sende değil, hep aralık bıraktıgım kapımda. o gelecek, gıcırdatarak silecek ölüm sessizliğini odamdan. çek git şimdi , dövünme deli deli, insafsızca vurma kendini oradan oraya. yalnızlığımı da al git buralardan... gizli bir mektup sıkıştrayım cebine. git onun kapısını döv usulca. gözyaşlarımı gotür. o yağmuru çok sever bilirim. penceresinden sız içeri. bir su gibi avuçlasın beni , ellerinden kalbine sızayım ... .... yatağım onsuz , gece sonsuz... silahım kurşunsuz, sobam odunsuz... git rüzgar, al gel onu... onsuz ellerim buz...
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
|
11.07.09, 21:11
|
#2 (permalink)
| | Kıdemli Üye | Üşümeden gel... Bugün yeşil düştü bahçedeki dala... Gözlerinin kalbime sektiği günden beridir;baharlar hayalini boyar içime. Birkaç damla daha düşerse de aldırma sen.En fazla on gün daha sürer bu soguklar.Ondan sonra da düşerse birkaç damla,benden bilirsin. Gözlerim sular bu aşkı.... Bilmem kaç mevsim daha rüzgara teslim yüzer kalbimiz...? Ya bu çılgın yelken?Hangi yıldırımda çatırdar direği....? Gün gelip bir fırtına düşürünce ikimizi farklı yöne,; 'büyüdük' der geçeriz. Bugün yeşil düştü bahçedeki dala.... Gözlerinin kalbime doğduğu günden beridir;kelebekler göç eder içime. Bir hüzün değerse de gözlerime,aldırma sen.En fazla bir busen kadar kısa sürer bu hüzünler.Ondan sonra da hala hüzünlüsün dersen,benden bilirsin.Mutluluğum sızar hüzün kılığında... Bilmem kaç mevsim daha İstanbul taşır bu aşkı...?Ya bu amansız sihir?Hangi tılsım bozar 'biz' diyebilmeyi...?Gün gelir bir kahve telvesinde 'biz' bir yudum olarak eridiğimizde,;'büyüdük'der geçeriz. Bugün yeşil düştü bahçedeki dala... Şubat'a aldandı daldaki yeşil...Üşümeden gel...
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
|
11.07.09, 21:11
|
#3 (permalink)
| | Kıdemli Üye | sana bir mektup yazdım dun gece tum hisselerimle dolu bir mektup ve akarken yaşlar gözümden zarfa soktum . sonra onu yatağımın altına ve öylece uyumusum .. mektubumda ne kadar özlediğimi yazmıstım seni bir nasılsın a hasret dil neler diyebilirdi ki en cok .. icimden herseyi yazmak gecti bir an ama sonunu dusundukce vazgectim bu yalandan unutmussundur diye o cogu yasanılan seyleri ..sahi unuttun mu acaba ne kadar mutlu oldugun o gunleri ne kadar severdin sen anları hep böyle sürsün hayat derdin ama yine sendin sıkılan ve oyun bozanlık yapan .. neyse acmıcam artık eski konuları cunku sen kapatıcak kadar gucluysen anıları ben senden kalan hatıraları değil kapatıcak unutacak kadar gucluyum zor olsada yapabilecegimi sen benden iyi biliyosun .. mektubu aldım kalkınca büyük endise icinde cunku postacının gelmesi yakın o gelmeden koymalıyım onu kutusuna birden kostum bir kalem almaya ve , aman Allahım dedim adres yok !!!!!!!!!! nereye gidebilir ki bu halde bir mektup bana geri dönmek dısında .. sen benim yasadıklarımı bilmiyordun ben de senin adresini bilsem diyorum yollayabilir miydim sanırım bunu da bilmiyorum yada sen bilsen yasadıklarımı mektup göndermeden davetsiz gelir miydin geriye .. mektup elimde yaslar yüzümde kalem masada huzunlerim bende kala kaldı ..
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
|
11.07.09, 21:11
|
#4 (permalink)
| | Kıdemli Üye | Ne çok söyleyecek şeyimiz var aslında değil mi? Sanki yıllardır susturulmuşuz.. Sanki deliler gibi anlatmışız ama dinleyenimiz olmamış.. Ne çok şey birikmiş içimizde; ne çok şey bekler olmuş yüreğimizde, biri çıkıp onlara kıymet versin diye dua eden. Ama ne ilginçtir; ne kadar anlatırsak anlatalım karşılıklı, gene de yetmiyor. Sevda gibi, öyle uzun beklemiş ki kelimeler.. Farkında mısın, hiç bir konuyu konuşurken bitiremiyoruz. Hep bir başka konuya geçiveriyoruz. Birimiz diğerinin sözünü kesiyor sürekli. Ama kabalıktan değil. Beklemekten usanmışlıktan. Bir daha dinleyen bulamayız korkusundan.
Ne çok şeyim vardı anlatacak Sonunda kelimeler bir oldu Hep beraber Seni aramaya çıktılar. Belki de bu yüzden anlatmaktan vazgeçiyoruz.. Dinleyen olmadığından. Kızıyoruz; bilmiyorlar ne kadar da hevesliyiz dinlemeye. Ne anlatan var, ne dinleyen oysa ki. Ne kadar bencil bu insanlar. Sevdanı anlatırsın, küçümserler.. Hüznünü anlatırsın, güler geçerler.. Sevincini paylaşmak istersin, yürür geçerler.. Yalnızlığını kırmak istersin, kullanırlar.. Her kelimenin, her dokunuşun, her öpücüğün, her damla gözyaşının bir bedeli olmalıdır onlar için.. Hiç bir şey karşılıksız olamaz sanki.. Oysa, karşılıksız dinleyen kıymetlidir gerçek yüreklerde. Karşılıksız anlatan özeldir. Daha anlatacaklarım var desem, beni karşılıksız dinler misin?
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
|
11.07.09, 21:11
|
#5 (permalink)
| | Kıdemli Üye | simdi pencerenin kenarından yağmuru seyrediyorum . içimden çıkıp dışarı gezmek geliyor ıslanmak geliyor alabildiğine bağırmak geliyor ''sevmiştim bende'' diye .. ama yapamıyorum .. sadece bakınmakla yetiniyorum ..
düşen her yağmur damlasına seni bana getirsin diye dua ediyorum ... bakıyorum düşen her damlaya yoksun sonra bi sonrakine bi sonrakine bi sonrakine ama sen yine yoksun .. artık damlalardan o kadar cok sıkıldım ki seni bulamadıkça camı da kapadım kalbimi de kapadım artık bu aldanıslara .. yokluk nasıldır bilir misin ? ne kadar cok istesende onu ne kadar cok dilesende Allah'tan ne o gelir sana ne sen gidebilirsin ona .. orta da ise hayalleriyle kalmıs bir seven yarım kalanın tadıyla kavrulan sevilen ..simdi de yağmur yağdıkça siliniyor ortada kalanlar bir bir .. her damla artık seni getirsin diye değil bendeki seni götürsün diye dua ediyorum .. bitsin artık bu hasret dinsin artık bu yağmur ..
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
|
11.07.09, 21:11
|
#6 (permalink)
| | Kıdemli Üye | [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Dünyanın en masum kurbanıydın sen. Habil’din, kardeşinin öldürdüğü. Kıyılıp içindeki canın alındığıydın. Bir can da ben aldım senden, affet. Bu bir günah çıkarma belki, belki anla diye… Dinle. Hep içinde taşıdın onu, yıllarca. Hep başkalarında aradın, hep uzaktan baktın. Önce Leyla vardı, anası. Belki Süveyda’n o doktorun neşteri alıp parçaladığında “Yüreğindeki Leyla’nın” oturduğu koltuğu, ölmüştü. Belki o neşter Leyla’nın rahmini parçalamıştı sana değmeden. Sonra sana değdi neşter, kıyıp aldı içindeki canı. Sonra kızın doğdu, asla saçlarını okşayamayacağın, asla göğsüne bastırıp süt kokusunu içine çekemeyeceğin… Hatırlıyor musun, sen anlatmıştın o gece. Ağlamıştın, ve ben ellerimi boşluğa uzatıp, yüreğimi asit gibi yakan o damlaları hayalimde silmiştim. O gece anlatmıştın, bir kız çocuğunun saçlarını okşadığın, yanakalrını sıktığın zaman ağladığını. İşte o anda Meryem oldum ben, rahmimde kızını taşıdım. Ona ana oldum sana yâr. Sakin durduğuma, teselli verdiğime bakma, o hezeyan gecelerinde ben de kanıyordum. O gecelerden ben doğmamış kızlarımı düşürüyordum ana rahmimden. Önce Leyla vardı, sonra Süveyda ve en son ben geldim. Bütün yasaklarımla, imkansızlıklarımla geldim, kabul ettin. Ütopyaydım önce, Leyla’nın suretiydim. İçim rahattı, yasaklarımın engellemesine aldırmadan yaşıyordum. Ne güzeldi ömrümden ve ömrğnden çaldığımız o birkaç ay. Önce dostum oldun, sonra canım, sonra cane’m. Ve şimdi, şimdi hiçbir şeyinim! Her şey ne kadar da güzeldi seninle. Şiirler okurdun bana, hikayeler anlatırdın. Ne çok şey öğrendik birbirimizden, ne çok şey kattık birbirimize. Hatırlar mısın sana “Gamzedeyim” şarkısının gam çeken anlamına gelen gam zede anlamına geldiğini söylediğimde “Şarkı güzel ama ben Gamze’deyim” demiştin. Keşke hep Gamze’de kalsaydın. Gam zede etmeseydim seni. Hani masa üstü süsleri olur, cam bir fanusun içinde bir ev, ters çevirince kar yağıyor gibi olur ya… İşte öyle bir fanusun içindeydi ikimizin dünyası. Sen görmezdin, sen uyurken ben imkansızlıklarımın ağırlığıyla çatlayan duvarlarımızı sıvardım, harcına gözyaşlarımı katarak. Sonra bir gün gücüm yetmedi, fanus kırıldı. Cam kırıkları en çok yüreğimize battı, kanattı. Ve sen gittin… Evet gittin, imkansızlıklarıma yenildin ve gittin. Oysa ne çok istemiştim savaşmanı. O uzak yerlerden gelip, atının terkisine atıp götürmeni ne çok istemiştim. Gözlerimi kapatıp seni izlediğim o gecelerde ben diye sarıldığın, saçlarım diye püsküllerini okşadığın o yastığın yerinde olmayı ne çok istemiştim. Gözlerim kapalıydı ama görürdüm ona nasıl aşkla baktığını. Sen bilmezdin, ben sende en çok o yastığı kıskandım. Ve sen gittin… Suçladın beni, kızdın. Kendini vitrinde görüp beğendiğim bir elbiseye benzettin. “Evet seviyorsun ama almaya cesaretin yok çünkü o elbise vitrinde güzel.” Dedin ve gittin. Hiç anlamadın, hiç dinlemedin. O elbiseyi almak için canımı verirdim ben, bilemedin. Bilmek istemedin. Ve gittin… Şimdi başka hayatlar yaşıyoruz. Uzaktasın ama biliyorum. Senin olmayan kızların başını okşayıp ağlıyorsun. Süveyda’n benimle, güvende. Demiştin ya “Annene benze olur mu kızım?” diye. Babası kim olursa olsun, kızın hep annesine benzeyecek! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
|
11.07.09, 21:12
|
#7 (permalink)
| | Kıdemli Üye | [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Unuttum sanıyordum, sildim içimden sana dair ne varsa. Kalbim özgür zannediyordum, bir ayağından bağlı değil sana. Azad edildik sanıyordum sen benden, ben senden. Yanılmışım… Bak yine kanadı o yara. Yine sıkıştı yüreğim. Bir şiir: “Gönül Nikahı” ağlattı beni. Diyor ya şarkıda “Bana her şey seni hatırlatıyor…” Sen hatırlıyor musun beni? Beni geçtim, sadece adımı, hatırlıyor musun? İnsanlar çıkıyor karşıma. Geçici heyecanlarını aşk sanıyorlar. Bekliyorlar ki inanayım, bekliyorlar ki yanayım onlara da, sana yandığım gibi. Diyorlar ki “Aşığım!”. Haykırıyorum “Bu değil aşk!!!” duymuyorlar. Aşk, dünyanın en masum kurbanıymış. İlk katilin öldürdüğüymüş aşk, senin adınmış. Yanmakmış, hiç sönmeden yanmak. Ağzında garip bir tat bırakan meyveymiş, kekremsi tadına rağmen yemekten vazgeçemediğin. Sevgilinin bir gülümsemesinin, çölde susuzluktan dudakları çatlamış bir adama nasıl geliyorsa kana kana su içmek, öyle ferahlatıcı öyle canlandırıcı gelmesiymiş aşk. Yâr olmakmış, yârdan atlamakmış. Tarif edilemeyenmiş. Aşk, unuttuğunu sandığın bir anda, yüreğine çöken o ağırlıkmış. Acı çekmek, buna rağmen o acıyı hayırsız bir evlat gibi “Hoş geldin!”lerle karşılamakmış. Kızıyorum onlara evet, o geçici heveslerini aşk sananlara. Biraz da acıyorum sanki. Leyla’yı bilmiyorlar, Mecnun’u, Nevhel’i ve seni ve beni… Fuzuli’yi tanımıyorlar, Şem’i, Pervane’yi, aşkın ateş halini… Dedim ya ufacık heyecanları aşk sanıyorlar. Ama sadece güzel olduğunda var aşk. Acı vermeye başlayınca kaçıyorlar. Bizim yücelttiğimiz, zaten yüce olması gereken aşkı, bozuk para niyetine harcayanlara o kadar kızıyorum ki… “Sevmek nedir bilir misin? Dinle anlatayım sana sevmeyi…” Dinleyene kadar ben de bilmiyormuşum sevgili. Seninle öğrendim yanmayı, sesinle, şiirlerinle, anlattığın mesellerle… “Hamdım, piştim” diyorlar ya, ben de piştim yanarak. Unuttum sanıyordum. Bak yine düştün aklıma. Belki dün gece bir dost düşürdü aklıma, belki ben anlatıp kanattım yaramı. Belki o yüzden kızamadım ona, aşık olmasına, apansız yakalanmak ne demek bildiğim için. Ne önemi var ki? Geldin işte… Çok sancılı dönemler yaşadım biliyorsun. Gel gitlerim çok oldu, en çok da gitmeyi istedim. Ama diyorum ya, piştim artık. “Çık git içimden!” demiyorum sana. Gitme, biraz sızlat içimi, biraz titret gönül tellerimi, biraz yak! Aşkın buruk tadını almak istiyorum bu gece. Bırak mazoşist desinler. Baştan sona “gönül” olmalıyım bu gece, baştan sona sen! Hadi gel, kanat yüreğimi… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________ "кα∂єя" ѕєηi güʟ∂üямüуσяѕα, єѕρяiуi αηʟαуαмα∂ıη ∂ємєктiя.! (: * ѕiz кυʟα кυʟʟυк уαρıη ' вєη [ кıʟα кıʟʟıк ] ∂εναм ! . . . |
| | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
| | | | | | |